I. Uluslararası Sosyal Bilimler Yol Sempozyumu

Davet Mektubu

ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

EDEBİYAT FAKÜLTESİ

I. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMLER SEMPOZYUMU

 

“YOL”

 

“Yol” üzerine birkaç söz…

Dünyada insanın ve insanlığın serüveni her zaman bir yolda başlamıştır. Bu durumu Jaspers, felsefe açısından, “felsefe, yolda olmaktır.” diyerek ifade etmiştir. Yolda olmak, her şeyiyle yaşamın tam içinde olmak hâlidir. İnsan her zaman yoldadır, yolun bir durumundadır. İnsan yolun ya başında ya ortasında ya da sonundadır. Burada önemli olan zaman ve mekânın kendisinden ziyade herekettir, hedefin önemi yoktur. Çünkü hedefe ulaşmak yolu bitirir, yolun bitmesi de yaşamı bitirir. Bunun için bu aşamada önemli olan varacağımız yolun sonu değil, yoldaki duraklar ve yolun kendisidir. Gerçekten insan yaşamda her zaman belli bir durumda bulunur. Bu ise yolun ya başlangıcı ya ortası ya da sonudur. Bir kimsenin kendi içinde bulunduğu durumu bilmemesi mümkündür, ama hiçbir durumda bulunmamış olması imkansızdır. Bu yüzden filozof varlığın ve varoluşun durumundan, psikolog kişiliğin durumundan, sosyolog toplumsal durumdan, tarihçi tarihsel durumdan, edebiyatçı ise sözün durumundan bahseder. Bu durum araştırmacıların karşısına aşılmaz bir duvar gibi dikilirse o zaman bu sınır-durum haline gelir. Bu ise ancak varoluş ile yani yeni bir yol ile aşılır. 

Yolda olmak, bilgi, bilim, sanat ve edebiyat dolayısıyla kültür ve medeniyet üretmek demektir. Bu açıdan yol, öncelikle insanı, kültürü, medeniyeti yani “söz”ü temsil etmektedir. Biz de bu durumu dikkate alarak, çıkmış olduğumuz bu yolda Erzurum Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi I. Uluslararası Sosyal Bilimler Sempozyumunun temasını “Yol” olarak belirledik. Amacımız ise hem kendimize ve geleceğimize bir yol açmak hem de yola çıkan öncülerden olmaktır.

Türkçemizde yol sözcüğü en zengin kavramlardan biridir. Yol sözcüğünden yolak, yolcu, yolculuk, yoldaş, yollu, yolluk gibi birçok sözcük ve yol bilir, yolgeçen hânı, yol eri, yol uğrağı, yol kesici, yol yol, yol yordam, yol yakınken, yol açmak, yol almak, yol azmak, yol bağlamak, yol bulmak, yol etmek, yol göstermek, yol kesmek, yol olmak, yol tutmak, yol vermek, yol vurmak, yol yapmak, yola bakmak, yola çıkmak, yola düzülmek, yola gelmek, yola girmek, yola koymak, yola revan olmak, yola vurmak, yola yatırmak, yola yatmak, yoldan çıkarmak, yoldan çıkmak, yoldan kalmak, yollara düşmek, yolu düşmek, yoluna koymak ve yolunu bulmak gibi birçok deyim türetilmiştir. Bu sözcüklerin ve deyimlerin hepsi genelde insanın dünyadaki bir durumuna yani varlığına ve varoluşuna vurgu yapmaktadır.

Yol, yerine göre seferdir, hicrettir, göçtür, seyyahlıktır ve yurtsuzluktur, yerine göre ise topraktır, ağaçtır, gecedir, gündüzdür, çiledir, çabadır, yöntemdir, doğumdur, ölümdür. Hepsinde bir şeye ve duruma karşı bir yol, bir yolculuk, bir değişim ve gelişim vardır. Buna göre insan hangi durumda olursa olsun bir yoldadır ve yolda olmak da olumlu bir değişim vardır. Yolda olmak, ruhî, fikrî ve fizikî değişimdir, gelişimdir, ruhen ve madden yenilenmedir. İnsan var olduğu günden beri bir yerlere doğru hareket eder. Hareket etmek de yaşamak da yolda olmaktır. Fakat önemli olan hakikate giden yolda olmaktır. Hakikate giden yolda amaç en yüksek iyinin bilgisine ulaşabilmektir, özgür olabilmektir. Özgür olmak ise hakikatin bilgisine ulaşabilmektir. Yani kâl durumundan hâl durumuna geçmektir. Bu süreçte esas olan yolun sonu değil, insanın hangi yaşamın yolcusu olduğudur, nereye doğru yürüdüğüdür. Ama yolda yürüyebilmek için yolu tanımak gerekir. Yolu tanımak ise ilim, felsefe ve sanattan, yani bilgeliğe âşık olmaktan geçer. Artık yürünen yolun farkında olan insanın gelecek kaygısı yoktur, insan yokluk içinde olsa bile geleceğe umutla bakar.

İnsanın içinde olduğu yol uçsuz bucaksızdır. Çünkü bu ilim ve felsefenin, çiledeki insanın yoludur. Hepimiz, tüm insanlık dolayısıyla sosyal bilimler bu yolun yolcusudur. Bu yolun sonu yoktur, sonsuzluğa uzanır. Bu açıdan her durumda yolda olmak, bir macerdır. Bize düşen görev sadece ve sadece yolda olmak ve yolda arayış içerisinde olmaktır. Aradığımızı bulamasak dahi yalnızca bile bile aramaktır. Jaspers bu durumu yine felsefe açısından şöyle ifade eder: “Felsefe, yolda olmaktır; hiçbir yere yerleşmemektir, sürekli bir maceradır. Felsefe yersizlik ve yurtsuzluktur; amansız bir göçebeliktir. Felsefe, evine hiçbir zaman ulaşamaz. Felsefe sadece aramaktır; aradığını bulamayacağını bile bile aramaktır. Felsefe, hakikate varamaz; o hep eksik olmakla yazgılıdır.”

Buna göre siz değerli sosyal bilimciler bizlerle birlikte bu yola çıkmağa ne dersiniz?

TOP